Sergen Yalçın ve Serkan Reçber kendisini kovdurmak için sabah akşam "lobi" yaparken sustu… Sadece işini yaptı, yeniden iş başı yaptı. Trossard, Nübel ve Vlahovic'i bitirdi. Sırp golcü için 1 hafta Belgrad'da kaldı. Ama kendisi dururken Önder Özen'in çıkıp çıkıp konuşmasına "Bu kim?
Ne iş yapıyor?" demeden işine bakmaya devam etti. Beşiktaş'ın bu yaz transferlerinin gizli kahramanı oldu. Beşiktaş geçen ocak ayında Sergen Yalçın ve Serkan Reçber'le vakit kaybetmeseydi ne olurdu?… Yalçın ve Reçber ikilisinin getirdiği Agbadou başta olmak üzere diğer oyuncular için harcanan yaklaşık 50 milyon euro da Eduard Graf'ın eline verilseydi ne olurdu?
Sergen Yalçın'ın görevde kaldığı süre boyunca kovdurmak için elinden gelen tüm gücü kullandığı Graf'a sahip çıkmak, belki de Başkan Serdal Adalı'nın seçildiği ilk günden bu yana yaptığı en önemli iş oldu. Graf geçen sezon başında getiremediği Trossard'ı Beşiktaşlı yaptı.
Alman milli takımının yeni 1 numarası olması beklenen Nübel'i ikna etmeyi başardı. Son olarak da Vlahovic'i bitirdi. Tam da kafaya koyduğu gibi… Graf, "Ne işim var Beşiktaş'ta?" dediği ortamda Sırp golcüyü ikna etmek için Belgrad'a gitti. Bununla da yetinmedi, tam 1 hafta Belgrad'da kaldı.
Günün hemen her dakikasını Sırp golcüyü ikna etmeye harcadı. Taraftarı anlattı, İstanbul'un gizli noktalarından bahsetti, kazanacağı rakam ve vergi avantajlarından bahsetti. Hatta Graf bu süreçte öyle zekice bir hamle yaptı ki Vlahovic'in "5 büyük lige gideceğim" dediği ortamda Adalı'yı Belgrad'a çağırdı, bir de başkanla görüştürdü.
O görüşmede yönlendirmeler yaparak Adalı'nın da işin bitmesinde pay sahibi olmasını sağladı. Graf bu kadar büyük transferleri bitirirken bir kez bile olsun kendisinden rol çalan Önder Özen'i şikâyet etmedi. "Neden bu adam konuşuyor? Ne yapıyor ki?" demedi. Aynen Yalçın'ın ve Reçber'in kendi aleyhine çalışmalar yaptığı ortamda ikisinden bağımsız olarak "Zaten beni istemiyorlar" demeyip çalıştığı gibi sadece işini yaptı.